Adalet Ne Demek? Bir Anın İçinden Adaletin Anlamını Aramak
Kayseri’nin sıcağında bir akşamüstüydü, belki de hayatımın en adaletsiz anını yaşadığım anlardan birini hatırlıyorum. O an bir daha asla unutamayacağım bir şekilde, “Adalet ne demek?” sorusunun anlamını sorguladım. Yani, bazen insan, bir şeyi başından sonuna kadar düşündüğünde, adaletin aslında ne kadar kişisel, ne kadar duygusal bir kavram olduğunu fark ediyor. İşte o anı hatırlıyorum… o gün, adaletin sadece hakkaniyet değil, aynı zamanda kalpten bir şey olduğunu öğrendim.
Bir İhtiyaç: Adaletin Peşinden Koşarken
O gün, üniversiteden yeni mezun olmuş, hayatıma bir yön vermek için çabalar içinde bir gençtim. Herkes gibi ben de geleceğimle ilgili bir şeyler yapmaya çalışıyordum. Ancak, işler her zaman beklediğimiz gibi gitmez, değil mi? O gün sabah, Kayseri’nin merkezinden evime doğru yürürken, dükkanlar arasında yürüdüm ve bir köşe başında, bir adamın başka bir adama bağırdığını gördüm. Başta dikkatimi çekmedi ama sesin tonu, kelimelerin sertliği bir anda beni içeri çekti. O an, tam anlamıyla adaletin peşinden koştuğum bir anda buldum kendimi.
Adam, daha yaşlı olan kişiye bağırıyordu: “Bunu sana söylemiştim, bana borcunu ödeyeceksin! Bu işin sonunda seni affetmeyeceğim!” O an hissettiğim duyguyu anlatmak çok zor. Hani bazen öyle bir an gelir ki, kimsenin hakkını yediğini görmek, insanın içini yer bitirir. Ben de o yaşlı adamın yerine koydum kendimi. Belki de parası yoktu, belki de bir hastalığı vardı. Her ne sebeple olursa olsun, birine borcunu ödeyememek, adaletin ilk kırılma noktasını yaşatıyordu.
Bir Anlık Adalet: Küçük Bir Adım, Büyük Bir Fark
Bütün bu olayın ortasında, bir şeyler yapma ihtiyacı hissettim. Çekişmenin içine girmedim, ama o yaşlı adamın yanına gidip, ona yardım etme fikri kafamda bir kıvılcım gibi yandı. İşte o an, “Adalet ne demek?” sorusunun bana anlam kazandığı anı yaşadım. Adalet, sadece hakkaniyetli olmak, ne olursa olsun doğru olanı yapmak değil, bazen bir kişinin içsel huzurunu, vicdanını rahatlatacak bir adım atabilmekti. Belki de yaşlı adama yardım etmek, bir şekilde adaletin sağlanması anlamına gelecekti.
O adamla konuşmaya başladım. “Bir şeyler yapmak isterseniz, belki biraz daha farklı bir yaklaşım benimseyebiliriz” dedim. O kadar üzgündü ki, neredeyse gözyaşları dökecek gibiydi. Bu çırpınış, bana tam anlamıyla bir insanın yüreğine dokunmak gerektiğini öğretti. İlerleyen saatlerde, yaşlı adamın ve o diğer adamın konuşmaları bir şekilde yatıştı. Sonunda, borcunu ödeme planı yaparak, ikisi de barıştı. Hani bazen insan, doğruyu ve adaleti bulmanın gerçekten zor bir şey olduğunu düşünüyor. Ama o an fark ettim ki, belki de bazen adalet, iki insanın bir arada anlaşması için bir adım atmakla sağlanıyordu.
Adaletin Zorlukları ve Kendi Hayatımda Yansıması
Şimdi, o olayı düşündükçe, aslında adaletin ne kadar kişisel ve içsel bir kavram olduğunu daha iyi anlıyorum. Adalet, sadece büyük davalarda, mahkemelerde falan karşımıza çıkan bir kavram değil. Aslında, bazen bir gülüş, bazen bir söz, bazen de sadece bir el uzatmak bile adaletin bir yansıması olabilir. O yaşlı adamla yaşadığım o an bana şunu öğretti: Adalet, başkalarına karşı duyduğumuz sorumluluk duygusu ile şekillenir. Hem başkalarına, hem de kendimize karşı adil olabilmek.
Ve o an, her şeyin geçici olduğunu düşündüm. Geçmişte yaşadığım bazı adaletsizlikleri, belki de anlamaya başlamıştım. Birçok kez, hayatta haksızlığa uğramıştım. Ama o sabahki gibi küçük bir adım, bir şeyleri değiştirebilir. O adamla yaşadığım konuşma, bana şunu gösterdi: Adalet, bazen küçük bir başlangıçla gelir ve insanın vicdanında yer edinir. Yaşamda her an bir adalet örneğiyle karşılaşabiliriz. Ama önemli olan, o adaleti görmek ve ona yönelmektir.
Adaletin Gücü: Kendi Dünyamızda Adalet Arayışı
O günden sonra, Kayseri sokaklarında yürürken, her şeyin daha farklı göründüğünü fark ettim. Her karşılaştığım insana, bir adım geri atıp adaletin ne demek olduğunu düşündüm. Belki de adaletin özünü bir başka şekilde anlatmak gerekirdi. Haksızlıklar, zorluklar ve yaşadığımız o “yanlışlıklar”, belki de adaletin sınavlarıdır. Bir an olsun kalbinizin temiz olduğunu hissediyorsanız, belki de adaletin ta kendisi oradadır. Adalet, her gün hayatımıza girip çıkıyor, bazen küçük, bazen büyük. Ama asıl olan, her zaman doğru olanı yapmak değil, insan olmanın gerekliliğidir. Zor günlerde bile, bir adalet arayışını sürdürmek ve bunu içsel bir değer olarak taşımaktır.
Ve işte o gün, adaletin sadece kavramsal bir anlamı olmadığını, duygusal ve insani bir anlam taşıdığını anladım. Belki de hayatın en büyük adalet örneği, kendimize ve başkalarına dürüst ve samimi olmaktan geçiyor. Her şeyin doğru bir zamanı vardır ve her anın içindeki adalet, bir gün size de dokunacaktır.