İçeriğe geç

Egzersizin şiddeti neyi ifade eder ?

Egzersizin Şiddeti Neyi İfade Eder?

İzmir’de sabahları kahvemi içerken, bir yandan da sosyal medya hesaplarıma bakıyorum. Her yerde egzersiz paylaşımları! “Bugün 100 burpee yaptım!” yazan birini görüyorum. Diğer tarafta ise “Yatarken bile squat yapıyorum!” diye esprili bir paylaşım. Bir an düşünüyorum: Egzersizin şiddeti neyi ifade eder? Yani, “şiddet” dediğimizde sadece kasların ağrıması mı, yoksa biraz da kafanın karışması mı?

Evet, egzersizin şiddetiyle ilgili çok derinlemesine düşünecek halim yok, ama ya bir bakıma bu, sosyal medyada karşımıza çıkan o mükemmel vücutlarla ilişkilendirilen bir gösteriş merdiveni midir? Belki de sorunun cevabı, her birimizin yapabileceği egzersiz türleri ve kişisel hedeflerimizle alakalıdır. Hadi, bu konuyu biraz daha açalım ve egzersiz dünyasına mizahi bir bakış atalım.

Egzersizin Şiddeti: Hafif, Orta veya Ağırsın?

Beni tanıyanlar bilir, ben tipik bir “yapmak için yapıyorum” kişisiyim. Spor salonunda gördüğüm her şeyle dalga geçebilirim, ama kendi halime gelirken de “hadi ama biraz daha kas çıkar!” şeklinde içsel bir mücadele veriyorum. Bu yüzden, egzersizin şiddeti neyi ifade eder sorusuna gelelim.

1. Hafif Egzersiz: Temizlik ve Çamaşır Yıkama

Hafif egzersiz diye bir şey var, değil mi? Şimdi, sabahları temizliği yaparken ya da çamaşırları yıkarken aslında vücut bir şekilde “egzersiz yapıyor” gibi hissediyorsunuz. Ama burada önemli olan, bunu gerçek egzersiz gibi satmamak. Benim için hafif egzersiz, temizlik yapmak gibi bir şey. Hani o an “evim süper olacak” diye düşünüyorsun ama sonra fark ediyorsun ki, fiziksel hiçbir değişiklik olmamış. Aslında vücut, temizlik yapmakla pek bir şey kazanmaz, sadece biraz terlersin, o kadar. Yani, bu kadar hafif olmasına rağmen bazen bu bile göz alıcı olabiliyor.

2. Orta Şiddette Egzersiz: Kafanın Karışması

Orta şiddette egzersiz yapmak, her şeyin tadını almak demek. Hiç zorlanmadan da yapabiliyorsunuz ama bir yandan da terliyorsunuz. Düşünsenize, koşu bandında koşuyorsunuz, ama kulağınızda bir podcast var ve kafanızda “yarın ne yemek yapacağım?” diye düşünüyorsunuz. O kadar “orta şiddetli” bir iş ki, bedeniniz ve zihniniz ayrı ayrı çalışıyor. “Vücut, sen terliyorsun ama ben şu an Netflix’e bakıyorum” diyor. Düşünsenize, bu kadar karışık bir durumda egzersiz yapmak aslında daha zor olabilir. O yüzden orta şiddetli egzersiz demek, biraz kafa karıştırıcı olabilir.

3. Yüksek Şiddetli Egzersiz: Bir Yerde Mı Ölüyorsun?

Ve işte, yüksek şiddetli egzersiz… Burada artık bir hedefiniz var ve amacınız sadece “daha fazla terlemek” değil. Bir noktada, vücuda çok fazla yük bindiriyorsunuz. Artık elleri yukarıda tutmak bile bir işkence gibi geliyor. Şimdi, bu seviyeye geldiğinizde, her şey “egzersiz şiddeti”ni ifade ediyor. Yüksek şiddetli egzersiz deyince aklımıza gelen şey genellikle aşırı terleme, kas ağrıları ve büyük bir zafer duygusudur. Evet, belki de gerçekten iyi hissediyorsunuz, ama hala egzersizin şiddetiyle ilgili kafanızda bazı sorular olabilir.

İç sesim: “Bir saniye, bu kadar terleme olayı normal mi? Yavaşlasam mı? Yok, bir dakika… şimdi değil!”

Egzersizin Şiddeti: Sosyal Medyanın Egzersiz Taktikleri

İzmir’de sosyal medya ortamına girince, herkesin yaptığı egzersiz paylaşımına denk geliyorsunuz. Kimisi yoga yapıyor, kimisi HIIT. Ama gerçekten, egzersizin şiddeti bu kadar önem taşıyor mu? Sosyal medyada genellikle “daha fazla egzersiz, daha iyi sonuç” anlayışı var. Ama ben bunu biraz eleştiriyorum. Bazen, daha az yaparak da sağlıklı kalabiliriz.

Hadi diyelim, bir sabah uyanıp “bugün yeni bir başlangıç yapacağım” dediniz. Gym’e gittiniz, tam 10 dakika ısınma yaptınız ve sonra 45 dakika boyunca telefonunuzu incelediniz. Bu da aslında bir tür “düşük şiddetli egzersiz” oluyordur değil mi?

Yani, egzersizin şiddeti bazen başkalarına değil, kendi hedeflerine göre olmalı. Evet, belki kendini zorlayarak başarıya ulaşmak çok etkileyici ama egzersizin şiddeti senin sağlığını nasıl etkiler? Her gün daha fazlasını yapmak zorunda mısın?

Egzersizin Şiddeti ve Kendi Kendimle Dalga Geçişim

Kendime sürekli yeni bir hedef koyarak spora başlıyorum. Hadi, bu hafta 3 gün koşacağım diyorum. Sonra 2. gün kafamda şu diyalog geçiyor:

“Ya bir şey diyeceğim, neden koşuyorum? Gerçekten koşmam gerekiyor mu? Ha, bir de şu an kahvemi içmeden nasıl egzersiz yapabilirim ki?”

Sonra kafamda şöyle düşünüyorum:

“Bunu yapmam gerekirse, 100% performans gösterip ‘tamam, bu egzersiz şiddeti çok iyi’ derim, ama bunu yapmam zor olacak…”

Gelelim asıl soruya: Gerçekten egzersizin şiddeti bizim için ne kadar önemli? Yüksek şiddetli, düşük şiddetli… İstediğimiz zaman durup nefes alabiliriz. En önemlisi, bunu yaparken keyif almak, sağlıklı hissetmek ve bedenimizi tanımaktır.

Sonuç: Egzersizin Şiddeti, Kendini Tanıma Yolculuğudur

Egzersizin şiddeti, her birimizin yapabileceği kadar ve bizim için sağlıklı olduğu kadardır. Hayat zaten yeterince karmaşık, bir de sporu zorlaştırmaya ne gerek var? Bazen hafif egzersiz, bazen orta seviyede egzersiz, bazen de yüksek şiddetli egzersiz… Her biri bizim seçimlerimizdir. Yeter ki bu egzersizler, amacımıza hizmet etsin ve bedenimizi daha iyi tanımamıza olanak sağlasın.

Unutmayın, spor yaparken kendinizle dalga geçmeyi unutmayın ama vücudunuzu asla zorlamayın. Egzersizin şiddeti, önemli olduğu kadar, ona olan yaklaşımınız da çok önemli. Kendinizi dinleyin, terlediğinizde gülümsüyorsanız, işte o zaman şiddet doğru seviyededir!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://betexper.live/