Arnavutluk’ta Kaç Türk Yaşıyor? Bir Yabancı Memleket Hikayesi
Hayatımda bir dönüm noktasıydı. Kayseri’nin sıcak havasında, sabahları kuşların cıvıltısına uyanıp, akşamları sırtımda koca bir yorgunlukla eve döndüğüm o sıradan günlerden birinde, bir karar verdim. Kendimi bir yolculuğa çıkmaya, belki de bir parça kaybolmaya, yabancı bir memlekette kendimi bulmaya davet ettim. Arnavutluk… Birçok insanın haritada bile zor bulduğu, hatta ismini duymadıkları bir ülke. Ama benim için çok daha fazlasıydı. Arnavutluk’a gitmeye karar verdiğimde, “Acaba orada kaç Türk yaşıyor?” sorusu bir şekilde zihnimde belirdi. Bu sorunun cevabını bulmak, bana çok daha fazlasını öğretecek, hayatıma yepyeni bir pencere açacaktı.
Arnavutluk’a İlk Adım
Uçak, Kayseri’nin gurbetlerinden, doğudan batıya doğru hızla yol alırken bir yandan kalbimde bir heyecan vardı, bir yandan da kafamda deliler gibi sorular… Arnavutluk’ta Türkler var mıydı? Kaç kişi yaşıyor, neler yapıyordu? Bir parçası olduğum, köklerimi bulacağım bir toplum var mıydı orada?
İstanbul’dan aktarma yaptıktan sonra, Tiran Havaalanı’na adım attığımda, etrafımda gördüğüm insanları incelemeye başladım. Neredeyse herkes Arnavutça konuşuyordu. Caddelerde yürürken Türkçe kelimeler duydum ama çok seyrek. O kadar çok yabancı bir yerdi ki. Burada bir şekilde kendi dilimi, köklerimi bulabilir miydim?
Her şey çok farklıydı; insanlar, yemekler, sokaklar. Ama bir his vardı içinde, kaybolmuş bir yabancılık hissi. Yine de, beni evimdeymişim gibi hissettiren bir şey vardı. Bir yandan insanlık, bir yandan da bu yeni, keşfettiğim dünya… Tiran sokaklarında yürürken bir yandan da kendime soruyordum: Arnavutluk’ta kaç Türk yaşıyor? Duyduğum kadarıyla bu sayı, aslında düşündüğümden çok daha fazlaydı. Arnavutluk’taki Türkler, tarihsel bağlar ve kültürel etkileşimlerin bir sonucu olarak burada çok uzun yıllardır varlardı.
Tarihin Sessiz Tanıkları: Arnavutluk’ta Türkler
Bir sabah, Arnavutluk’un başkenti Tiran’da yürürken gözlerim eski bir camiye takıldı. O an, aklımda bir sürü düşünce belirdi. Arnavutluk’a gelen ilk Türkler ne zaman gelmişti? Burada nasıl bir iz bırakmışlardı? Arnavut halkı ve Türkler arasındaki ilişkiler nasıl şekillenmişti? Hepimizin bildiği gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nun etkisi, bu bölgeyi şekillendiren en önemli tarihsel dönüm noktalarından biriydi. 400 yıl süren bu etkileşim, bugün bile Arnavutluk’ta birçok alanda kendini gösteriyor.
Arnavutluk’ta Türkler, çoğunlukla Arnavutluk’un güney bölgelerinde, özellikle de Girit kökenli Türkler ve Osmanlı döneminden kalma köylerde yaşamaktadırlar. Tiran’daki cami de, bu tarihsel bağları bir kez daha hatırlatıyordu. Arnavutluk’ta kaç Türk yaşıyor sorusunun cevabı, aslında tam olarak net değil. Ancak tahminlere göre, bu sayı 40.000 ile 60.000 arasında değişiyor. Yani, küçük bir nüfus gibi görünebilir ama kültürel etkileri ve bu insanları görmek, arada gözlemler yaparken beni gerçekten heyecanlandırıyordu. Bazen bir kafede otururken, garsona “Türk musunuz?” diye sormak istiyordum ama biraz da çekiniyordum. Sonuçta, yeni bir kültürde, yabancı bir toplumda bu soruyu sormak kolay değildi.
Arnavutluk’ta Bir Türk Ailesiyle Tanışmak
Bir gün, Tiran’ın dar sokaklarında dolaşırken, yaşlıca bir adamla karşılaştım. Türkçe konuştukça, gözlerinde bir parıltı belirdi. “Neredensiniz?” diye sordu. Kayseri’den geldiğimi söylediğimde, adamın yüzü aydınlandı. “Ben de bir zamanlar Kayseri’de okudum,” dedi. Aniden, geçmişin çok uzak ve çok yakın olduğunu fark ettim. Türkler, Kayseri gibi bir şehirden bu kadar uzak bir köyde nasıl iz bırakmışlardı? O kadar yıllar geçmişti ki; ama bir şekilde, birbirimizin dilini anlıyorduk.
O adamın adı Mehmet’ti ve Arnavutluk’ta yaşamış, yıllarca burada Türkçe öğretmenliği yapmıştı. Beni evine davet etti. Yolda yürürken, burada Türk kültürünün ne kadar derin izler bıraktığını, camilerden kahvaltıya kadar pek çok şeyin hala hayatta kaldığını gördüm. O akşam yediğimiz yemek, geleneksel Arnavut yemekleri ve ev yapımı baklava… Bunu anlatırken bile gözlerim doluyor. Çünkü, ne kadar uzak olursa olsun, bir şekilde, bu kültürler birbirini buluyordu.
Arnavutluk’ta kaç Türk yaşıyor diye düşündüğümde, artık sadece bir sayı değildi; onlar, kendilerini kaybetmeden, kimliklerini saklamadan yaşama çabası içindeki insanlardı. Gerçekten, “kaçarak” değil, “bulunarak” varlardı. Zaten, kimliğini kaybetmemek, bir insanın hayatında en zor şeylerden biri değil midir?
Arnavutluk’a Veda: Bir Yabancı Memleket
Arnavutluk’a veda etme zamanı geldiğinde, Tiran’dan ayrılmadan önce son bir kez, eski caminin önünde durdum. Türk bayrağı dalgalanıyordu. İçimde bir tuhaflık vardı, bir boşluk. Arnavutluk’ta Türklerin varlığını hissetmek; onlarla sohbet etmek, onların dilini, kültürünü, yemeklerini ve hayatlarını deneyimlemek… Bu, öyle bir his ki, bazen “Türk olmak” dediğimiz şeyi yeri geldiğinde en yabancı memlekette bile hissedebiliyorsunuz.
Arnavutluk’ta kaç Türk yaşıyor sorusuna, ben de kendi cevabımı verdim. Bu sayı sadece bir rakamdan ibaret değildi. Bir dilin, bir kültürün, bir yaşam tarzının ne kadar uzaklarda olsa da, hâlâ yaşandığını görmekti. Hem bir yabancı memlekette hem de kendi kimliğini bulmaya çalışan bir insan olarak, Arnavutluk’a veda ederken içinde bir sıcaklık vardı. Belki de bir gün tekrar döneceğim.
Arnavutluk’ta Türklerin varlığı, her zaman bir hatırlatma olacaktı: Uzaklarda bile evimiz var, köklerimiz var. Ve bu kökleri kaybetmemek, onları yaşatmak her zaman mümkün.