Kronolojik Sırası Nedir? Bir Zaman Yolculuğu Hikayesi
Geçenlerde eski defterlerimi karıştırırken, birden karşıma eski bir günlüğüm çıktı. Kayseri’nin sakin sokaklarında büyüdüm, ama bu sokaklar bazen bana çok dar gelir, bazen de tüm dünyayı kapsayacak kadar geniş hissederdim. Eski günlüğümdeki bir sayfaya göz attım ve bir anda tüm yaşadıklarım gözümün önünden hızla geçti. O an, içimde beliren duygularla tam olarak ne hissettiğimi tarif edememiştim. “Kronolojik sırası nedir?” diye sormamın tam zamanıydı. Hayatımın en büyük dönemeçlerinden biriydi, çünkü her şeyin sırasını kaybettiğimi düşünüyordum.
İlk Adımlar: O Günkü Hislerim
Çocukken zamanın nasıl geçtiğini anlayamazdım. Her şey o kadar hızla akıp giderdi ki, durup düşünmeye bile fırsatım olmuyordu. Bir gün, okuldan dönerken, kafamda dönüp duran bir soru vardı: “Neden bazen her şey bir anda olup biterken, bazen de saatler, günler, hatta yıllar geçer, hiçbir şey anlamlı gelmez?” O an, sanki geçmişimle şu an arasında bir boşluk vardı. Zamanı anlamadığım o dönemde, kaybolmuş hissediyordum.
İlk adım atıldığında, aslında geleceği görmek mümkün oluyordu, ama o kadar umutsuzca içimi kemiren bir şey vardı ki… Sanki her şey ardı ardına, birbirini takip eder şekilde düzenliydi; ama o gün bir kırılma yaşadım. Bir akşam üzeri, annemin bana söylediği bir cümle aklıma geldi: “Hayat, sırasıyla akar, evlat.” O an, zamanın gerçekten bir sırası olduğu fikri biraz kafa karıştırıcı geldi. Her şeyin bir düzeni, bir sırası vardı ama bu sırayı nasıl anlayacaktım? O soruyu cevaplamadan ilerleyemezdim.
Bir Anın Ardındaki Gerçek: Kaybolan Zaman
Düşüncelerim hızla çığ gibi büyüdü. Her anın ardında başka bir zaman dilimi vardı, bazen tek bir an içinde geçen olaylar, yıllar gibi hissediliyordu. Bir hafta sonu, eski defterimi açtığımda, bir olayın peşinden sürüklendim. O an bir hata yapmıştım ve bu hata, beni yıllar sonra içsel olarak kırıp geçirecekti. O anki hayal kırıklığım, içimdeki zamanı sanki silip atmıştı. O anı, zamanın bir kesiti olarak düşünmüştüm ama aslında çok daha fazlasıydı. Bir an, o kadar derindi ki, içinde kaybolduğumu hissettim.
Gerçekten de, zamanın sırasını bir türlü oturtamıyordum. Bazen en önemli anlar, en sıradan günlerde yaşanıyordu, bazen de kaybolan zamanlar, beni bir noktaya hapsederdi. Bir başka yaz günü, bir arkadaşımın “geçmişi düşünme, geleceği planlama, anı yaşa” sözleri içimde derin bir yankı uyandırmıştı. O anı, sırasıyla aktarmaya çalışırken, zamanın ne kadar geçtiğini bile fark edemedim. İçimdeki boşlukla baş başa kaldım.
Duygusal Bir Yükselme: Bir Şeylerin Doğuşu
Bazen zamanı takıntı haline getiriyorum. Her şeyin sırasının düzenli olması gerektiğini düşündüğümde, içimde bir sıkışmışlık hissi oluyor. Ama sonra, yıllar geçtikçe ve eski defterlerime tekrar göz attıkça, anlıyorum ki, hayatın sırası, beklediğimiz gibi bir düzende ilerlemiyor. Bunu fark ettiğimde, içimde bir rahatlama hissettim. Zamanın sırası, belki de sadece bizim ona atfettiğimiz bir şeydi. İnsanlar bazen, yıllar sonra eski hatalarına dönüp bakıp, “Neden böyle olmuştu?” diye sorarlar. Ama aslında, her şeyin olduğu gibi olması, o anın doğasında var.
Kronolojik sırası nedir diye sormak, belki de yalnızca zamanın bir kısmını yakalamak değil, o anı hissetmek ve ne kadar geçse de o duyguyu taşımakla ilgilidir. Zamanı çözmek, ona hükmetmek değil, onunla uyumlu olmak belki de. Zamanın akışını yaşarken, yaşadıklarımı görmek ve hissetmek bambaşka bir güzellik.
Geçmişin Peşinden: Hayal Kırıklıkları ve Umutlar
Bir gün, eski bir fotoğraf albümüne baktım. Fotoğraflara bakarken, o zamanların yaşanmışlıklarını bir film gibi zihnimde canlandırmaya başladım. Her bir fotoğraf karesi, farklı bir hikayeyi anlatıyordu. Bir an, her şeyin sırasının tam olarak yerli yerine oturduğunu düşündüm. Ama sonra fark ettim ki, her şeyin bir sırası yoktu. Geçmişin her anı, zamanla kaybolmuştu. O gün yaşadığım hayal kırıklığı da, geçmişte sadece bir anıydı. İçimde bir umut vardı, zaman geçtikçe o hayal kırıklığına dair hislerimin de dönüşeceğini biliyordum. Ve bir gün, bu yaşanmışlıklar bambaşka bir perspektife oturacak, geçmişin izleri başka bir anlam taşıyacaktı.
Sonuç olarak, zamanın sırasının ne olduğunu, her gün biraz daha fazla anlayabiliyorum. Zaman, bazen kaybolmuş gibi hissedilir ama aslında her anı, bir başka anın parçasıdır. Geçmişin, bugünün ve geleceğin sırası hep birbirine bağlıdır. Birçok kez zorlandım ama her seferinde o duyguları yaşamak, zamanı yakalamak beni büyüttü. Şimdi anlıyorum: Zamanın sırası, belki de kendini kaybettiğin anlarda gizlidir.