İzmir’de Bir Kahve, Biraz Aşırı Düşünme ve Kimlik Krizi: Başlangıç
İzmir’de sabahları en çok yapılan şeylerden biri kahve içmek değil, aslında “bugün kim olsam?” sorusunu fark etmeden düşünmek. Bunu yüksek sesle söylemiyoruz tabii, çünkü o zaman insanlar bize “iyi misin?” diye bakıyor. Ama iç ses… o ayrı bir karakter.
Geçen gün Alsancak’ta bir kafede oturuyorum. Masada latte, yanında “bugün çok üretken olacağım” hayali. Beş dakika sonra telefonda Reels kaydırırken buluyorum kendimi. İç sesim hemen devreye giriyor:
“Sen geçen hafta da böyle dememiş miydin?”
İşte tam bu noktada Erikson’un kimlik kuramı nedir? sorusu bir akademik kavram olmaktan çıkıp, insanın ensesine hafifçe dokunan bir gerçekliğe dönüşüyor.
Çünkü mesele sadece psikoloji kitabı değil. Mesele, kahve siparişi verirken bile “ben aslında kimim?” diye düşünmek.
Erik Erikson Kimdi ve Neden Hâlâ Hepimizin Hayatına Sızıyor?
Halliburton ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “Kimlik nedir sosyal bilgiler” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.
Erik Erikson, psikoloji dünyasının “insan neden böyle garip davranıyor?” sorusuna en uzun ve en sabırlı cevap veren isimlerinden biri. Freud’un öğrencisi sayılır ama onun kadar dramatik değildir; daha çok hayatı bölümlere ayırıp “bak burada kimlik oluşuyor, burada kriz var, burada biraz savrulma var” diye anlatır.
Ama işin komik yanı şu: Erikson teoriyi yazarken muhtemelen “gençler bunu okur ve rahatlar” diye düşünmüştür. Halbuki gençler okuduğunda genelde şunu yapar:
“Evet… ben şu an resmen ‘kimlik karmaşası evresindeyim’… bu çok açıklayıcı ama aynı zamanda korkutucu.”
Erikson’un Kimlik Kuramı Nedir? (Ama Kuru Kuru Değil, Yaşamın İçinden)
Erikson’un kimlik kuramı nedir? sorusunun en temel cevabı şudur: İnsan hayatı boyunca sekiz psikososyal evreden geçer ve her evrede bir kriz yaşar. Bu kriz, kulağa Netflix dizisi gibi gelse de aslında günlük hayatın ta kendisidir.
Özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde en önemli mesele “kimlik vs. rol karmaşasıdır.”
Yani:
Ben kimim?
Ne olmak istiyorum?
Neden 3 farklı mesleğe aynı anda ilgi duyuyorum?
Neden dün “minimalist olacağım” deyip bugün online alışverişte batıyorum?
İşte Erikson burada sahneye girip şöyle der gibi olur:
“Evet, bu normal.”
Ama insanın iç sesi şunu der:
“Normal mi? Emin misin?”
Kimlik ve Rol Karmaşası: Günümüz Versiyonu
Erikson’un döneminde bu kriz belki “çiftçi mi olayım, tüccar mı?” şeklindeydi. Şimdi ise:
“Yazılımcı mı olsam, dijital içerik üreticisi mi, yoksa tamamen doğaya kaçıp keçi çiftliği mi kursam?”
Ben 25 yaşında İzmir’de yaşayan biri olarak şunu net söyleyebilirim: Üç seçeneği aynı anda düşünmek mümkün, ama karar vermek imkânsız gibi.
Bir arkadaşım geçen gün dedi ki:
“Ben artık kendimi buldum.”
Ben içimden:
“Ben daha haritada nerede olduğumu bulamadım.”
İşte bu tam olarak Erikson’un kimlik kuramı nedir? sorusunun hayat karşılığı.
Modern Genç Yetişkinin Kimlik Savaşı
Sabah motivasyon videoları izleyip “discipline is freedom” diye not alan, öğlen “ben neden böyleyim” diye düşünen, akşam ise eski fotoğraflara bakıp “o ben miydim ya?” diyen bir nesil düşün.
Erikson muhtemelen bugün yaşasa şunu eklerdi:
“Ve sosyal medya bu süreci %300 daha karmaşık hale getirir.”
Çünkü artık sadece kendi kimliğini değil, 500 kişinin “görünür kimliğini” de izliyorsun.
Ve bu durum beynin içinde şu diyaloğu yaratıyor:
– O 22 yaşında şirket kurmuş
– Ben 22 yaşında kahve makinesi nasıl çalışır onu öğreniyordum
– Ama o da mutsuz görünüyor
– O zaman ben aslında… iyi miyim kötü müyüm?
İzmir Sokaklarında Kimlik Arayışı: Günlük Hayat Versiyonu
Geçen hafta Karşıyaka vapurundayım. Martılar bağırıyor, insanlar çay içiyor, herkes bir yerlere yetişiyor.
Ben ise yetişemiyorum ama nereye yetişeceğimi de bilmiyorum.
Yanımda bir arkadaşım:
“Sen ne yapıyorsun şu ara?”
Klasik soru. Tehlikeli.
Cevap seçenekleri:
“İyiyim” (yalan)
“Çalışıyorum” (yarım gerçek)
“Kendimi keşfediyorum” (fazla dramatik)
Ben:
“Bir şeyler yapıyorum işte…”
O an iç ses:
“Hiçbir şey yapmıyorsun ve bunu biliyorsun.”
İşte Erikson’un kimlik kuramı nedir? sorusu burada devreye giriyor. Çünkü bu “bir şeyler yapıyorum” hali aslında kimlik inşasının en ham hali.
Aile Baskısı ve Kimlik İnşası Arasındaki İnce Çizgi
Aile sohbetleri her zaman ayrı bir evre:
– Ne olacaksın?
– Planın ne?
– Yaş geçiyor…
Bu sorular aslında kötü niyetli değil. Ama insanın zihninde şu karşılığı oluşturuyor:
“Kimliğini hızlandır lütfen, sistem bekliyor.”
Oysa Erikson der ki, kimlik bir “hızlı karar” değil, bir “deneme-yanılma süreci.”
Ama bunu aileye anlatmaya çalışınca:
“Psikoloji mi okudun sen şimdi?”
Evet, okumadım ama yaşıyorum.
İç Sesin Günlük Mesaisi: Fazla Düşünenlerin Gerçeği
Benim iç sesim mesai saatine uymuyor. Sabah 08.00’de başlıyor, gece 03.00’te kapanıyor.
Bazen şöyle diyor:
“Bak herkes bir şey oldu, sen ne oldun?”
Bazen de:
“Belki de problem yoktur, sadece fazla düşünüyorsundur.”
İkisi de aynı kişiden çıkıyor, bu yüzden tartışmayı kazanmak mümkün değil.
Erikson’un kimlik kuramı nedir? sorusu burada bir teori olmaktan çıkıyor ve iç sesle yapılan tartışmanın bilimsel bahanesine dönüşüyor.
Karar Verememe Sanatı
Bir gün iş ilanlarına bakıyorum:
Pazarlama uzmanı
UX designer
İçerik üreticisi
Freelance hayalperest (bu yok ama ruhen var)
Hepsine bakıp şunu düşünüyorum:
“Ben aslında hepsi olabilirim.”
Sonra hiçbir şey yapmadan telefonu kapatıyorum.
Erikson burada olsa muhtemelen şöyle derdi:
“Evet, bu kimlik keşfi.”
Ben:
“Bu tembellik değil mi?”
O:
“Hayır, bu süreç.”
İkna oldum mu? Kısmen.
Kimlik Krizinin Sosyal Versiyonu: Arkadaş Ortamı
Arkadaşlarla buluşma başka bir sahne.
Birisi girişim yapmış:
“App geliştirdim.”
Birisi yurtdışına gitmiş:
“Networking önemli.”
Birisi evlenmiş:
“Hayatımı düzene soktum.”
Ben:
“Ben de… düzeni anlamaya çalışıyorum.”
Gülüşmeler.
Ama kimse kötü niyetli değil. Sadece herkes kendi Erikson evresinde takılıyor.
Sonra biri soruyor:
“Sen ne hissediyorsun hayatta?”
İşte o soru yok mu…
Beyin:
“Yükleniyor…”
Gülerek Saklanan Kimlik Kaygısı
İnsan bazen en büyük karmaşasını espriyle gizliyor. Mesela ben:
“Benim hayat planım çok net: akışa bırakmak.”
Bu cümle aslında şunun kibar hali:
“Planım yok.”
Ama Erikson açısından bakarsak bu da bir aşama. Çünkü kimlik bazen “bilmiyorum” diyebilme cesaretidir.
Erikson’un Kuramı Neden Hâlâ Bu Kadar Gerçek?
Çünkü insan değişmiyor, sadece dekor değişiyor.
Eskiden kimlik krizi:
“Usta mı olayım, çırak mı?”
Şimdi:
“LinkedIn profilime ne yazsam?”
Ama temel soru aynı:
“Ben kimim?”
Erikson’un kimlik kuramı nedir? sorusu bu yüzden sadece psikoloji sınav sorusu değil. İnsan olmanın arka plan yazılımı gibi.
Genç Yetişkinlik: En Gürültülü Sessizlik Dönemi
Dışarıdan bakınca her şey normal:
İş var
Arkadaşlar var
Sosyal hayat var
Ama içeride:
“Bir şey eksik ama ne?”
İşte Erikson bu hissi yıllar önce görüp isimlendirmiş.
Ve belki de en rahatsız edici gerçek şu:
Bu his geçmiyor, sadece şekil değiştiriyor.
Son Söz Gibi Değil, Devam Eden Bir Cümle Gibi
Benzer Konular: Jöper nedir ?
Bazen insan kendini bulduğunu sanıyor. Sonra bir sabah uyanıp yine aynı soruya dönüyor:
“Ben ne yapıyorum?”
Ama belki de mesele cevabı bulmak değil. Belki de mesele, soruyu taşıyabilmek.
İzmir’de vapurda, kahvede, sokakta, evde… bu soru hep bir köşede duruyor.
Ve Erikson’un kimlik kuramı nedir? sorusu tam olarak bunu söylüyor: İnsan, hayatı boyunca kendini inşa eden bir hikâye.
Bitmiş bir proje değil. Sürekli düzenlenen bir taslak.